25 Mayıs 2011

just graduated

by serap kuzoluk, zahter

Aman Kahvesi'ne ekleyeceğim belki de son fotoğraf. Daha uzaklara gitmek istediğimdendir belki, fotoskeyp'te iki adımda eskimiş görüntüsü verdim. Aksine çok keyifli bir gün geçirdim aslında, 4 yılımın yaşayan kütüphanesiydi belki. Anneciğimin binbir zahmetle hazırladığı içli köfteleri, sarmaları, kadayıfları büyücek bir sofrada yerken, ailemi, dostlarımı, komşularımı düşündüm tek tek, orada olan kocaa sakinleri.. Birbirinden farklı insanlara bakarken, barış bayrağımın renklerini gördüm. Şükrettim. Bir de babam da olsaydı dedim, en çok mezuniyet sonrası sarılırken anneme.

Bir adam var, cağnım ki kendisi, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak diyor hayırlı olsun dilerken.. Ah diyorum, şu karasallık devri bitsin artık, beni ancak ada paklar. İmvroz vre!

Seçimlere şu kadar gün kaldı diye gösterdikleri için, haberleri izlemiyorum artık, KPSS illetine ondan sonra kalacak günlerin hesabıyla, korkusuyla. B planımın olmadığını günden güne farkederek.. Özel okullara yine lanet okuyarak, "eğitim haktır, satılamaz derken" ya kendimle çelişirsem diyerek.

Dönmek gerek, etrafımda, dönüşüm gerek, yenilenmek yine yeniden en iyisi. O yüzden şu 3 günlük fotoğraf eski olsun, biz annemle adanın rüzgarında..

6 Mayıs 2011

örtmenim

Bir örtmenin sevgili günlüğü,

Aman Kahvesi'ne not düşmek yerinde mi bilmem, ancak örtmen olana kadar bu defteri kullanıyorum ben. Hem ben size Aman Kahvesi'nin sayfalarının az kaldığını söylemiş miydim?


Bu ay içinde mezuniyet planları yaparken, bugün son staj günümdeydim. Elimde pastel boyadan bulaş bulaş olmuş flashcard'lar, 17 yaşında Ayşegül bebeğim (yalnız hala bebek diyorum, büyümüş bey bizim kız, farkında olmadan..) bir misket, kuzenim Sarah diye uydurduğum, üzerinde kız çocuk görseli olan tam sayfa bir poster ve onun ToyBox'ı (elbette Xuşka Aslı'nın hediye ettiği teneke kutu).

Ünite oyuncaklardı. Çok isterdim elimde yeteri kadar malzeme olsun, hep birlikte çiçek dürbünü yapalım (Aslı'nın kulakları çınlasın). Biz bugün derste çiçek dürbünü yapamadık, ama çok güzel şeyler oldu yine de..

Örtmen olmaya karar veriyorsak eğer, önce branşları bir kenara bırakmalı. Öğretmen kelimesini köklerine ayırıp uygulamak yerine, eğitim ve birlikte öğrenmenin tadına varmalı. Ben bugün derse hazırlanırken, daha önce karşılaşmadığım marble'ı öğrendim mesela. İngilizce bir kenara dedim ya.. Biz bugün sınıfta toplumsal cinsiyet bile konuştuk. Sarah dedim ya,

-Sarah'nın oyuncak kutusuna bakalım, hmm, she has got two balls..
-Örtmenim ben anlamadım ki Sarah kız mı erkek mi.
-(he/she zamirini yanlış kullandığımı düşünüyorum bir yandan) she.. Sarah is a girl
-Örtmenim ama kızlar topla oynamaz ki..
ve muhtemel muhterem diyalog gelişir.
-Aman Kahvesi duvarları da bilmez ama- Onlara 7. sınıfta, sınıfın erkekleriyle maç yaptığımı, sıkı bir ultrAslan olduğumu ve lisede Galatasaray'ın Kayseri'de hiç bir maçını kaçırmadan gidip, tribünde deli gibi bağırdığımı anlattım. Halihazırda kızlar top oynamaz ki algısının, çıtkırıldım ingilizce örtmenlerinin geçmişine tanık olarak nasıl çatırdadığını gördüm. Başka bir örnek vermeden, onlar da babalarının evde nasıl yemek pişirdiklerini anlattılar, annelerinin ne kadar güzel araba kullandığını.

Daha sonraki etkinlikte, büyükçe kartondan yaptığım otobüse binerek bir şarkıya eşlik etmelerini istedim. Şoför koltuğuna bir kız öğrenci geldiğinde çıt çıkmadı bu kez sınıftan.

Biz rengarenk bakarak bir kaleydoskop yapmıştık çoktan.

Örtmenim, saçınız bugün çok güzel olmuş!

Amak-ı Hayal



Yürü ki sahâ-yı hiçîde tecellî bulasın.


Susadık, içtik, sirtakiye koştuk, renkli dizi ampullerin altında, elimizde sarıkırmızıyeşil yazmalar varken, ella vre! derken, halkların kardeşliği sanırsak böyle birşey dedik. Yürüdük, Tarlabaşı'ndan Taksim'e, halaya durduk, omuzlarımız kül oldu, yürüdük, Galata'ya, Depo'ya. Gördük, gördüğünü gördük, yanan gözleri bildik. Tanık olduk, meydanda oturan annelere, bir eli yazma ucunda bir eli çocuğunun fotoğrafında olan annelere tanık olduk. Ağladık, bileğimizi saran bilekliklere tutunarak bir kez daha hep birlikte dedik. Mum yaktık, dua ettik, hepimiz, kendimizden önce başka şeyler diledik. Kokladık, sahafların nazenin kitap kokusunu. Döndük, Galata'ya, fotoğrafhaneden taze notları alırken döndük binalara yüzümüzü, en çok da xuşka için, merdivenlere baktık, hayaller kurduk.


Döndüm.