31 Ocak 2010

o mikros pringkipas


Ne tuhaf bir gündü, rüya-gerçek hayat buluşmasının garipliğini çözememişken Swing/Tony Gatlif sahnesinin, "Bağlanmayacaksın" şiirinin bir dostla anılmasının üstüne bir de "o mikros pringkipas" rastgelmesi..

"Değerli dostlar, bir sarhoş olmam eksikti,
Bütün şişeler boşalacak, ruhunuzun aşkla dolmasına izin verin.
..
Kendimizi boşaltmak için aşkla dolduk,
Oradaki gizem anlaşılamaz."

--

"Sanırım yalnızca çocuklar ne aradığını biliyor."
"İnsanlar gerçekleri sadece kalbiyle görebilir."

--

"Gökyüzünü sahipleneceksin, güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak."

Max, Swing.. Bir sarhoş olmanız eksikti, bakıyor musunuz şimdi sizde gökyüzüne, koyunla çiçek ne alemde diye?

27 Ocak 2010

olur da, geçer mi sonra?


Dudaklarımı kemire kemire bitiremedim, bir telaş hali, sıkıntı bunaltı, kötü bir şey olacak hissi..
Miskinliğimdendir dedim.

22 Ocak 2010

not

Hayatında en az bir aşağılık herifle yakınlaşmadan gerçek kadın olamazsın.

Bir kenarda dursun, yazacağım.

18 Ocak 2010

seni sufiyorum

Neler oluyor, Allah AŞK'ına?

Bir Kadın ürkekliği, tedirginliği yetmezmiş gibi, çocukları da mı korkutur hale geldik?
Biz Sevgi'yi nasıl öğrettik? Sevdik de mi öğrettik? Yoksa hiç Sevmedik mi?
Biz hiç Sevgimizi söyledik mi peki?

12 yaşının tüm masumiyetiyle Seven, Sevgisini söylemek isteyen yavrum Meryem, hiç Sevmemiş, Sevgisini de belli etmemiş öğretmeni yüzünden gitti burdan.

12 yaşının tüm masumiyetiyle Seven, Sevgisini söylemek isteyen yavrum Meryem, hiç Sevmemiş, Sevgisini de belli etmemiş ailesi yüzünden gitti burdan.

12 yaşının tüm masumiyetiyle Seven, Sevgisini söylemek isteyen yavrum Meryem, hiç Sevmemiş, Sevgisini de belli etmemiş bir dünya insan yüzünden gitti burdan.

Bir minik çocuk.

Başka bir minik çocuk da, hiç Sevmemiş, Sevgisini de belli etmemiş bir dünya insan nefreti yüzünden bir güvercini öldürdü.

Görünüz, biliniz, Seviniz. Ne seni Seviyorum diyebilen Meryem ölsün, ne tüm insanların birbirini Sevmesini isteyen güvercinlerin canına kıyılsın. Öğretmenler! Seviniz.

17 Ocak 2010

seS/Nsiz


Bir Dost'a mektup:

Ağlarken duyduklarım sesimin yankısı değilmiş meğer, Dost'la birlikte ağlamışım.

Bu yazıyı görmeden 3-4 ay önce tutturdum gitti, babamın sesi neye benziyordu, yüzü tamam, ellerini, saçlarını hatırlıyorum, ölmeden birkaç saat önce bir battaniyenin altında tirtir titrerken gördüğüm anı, ondan önce bir pazar kahvaltısını, ondan daha önce oyuncak bebek diye tutturduğum her detayı.. En fazla 7 yaşındayım.
Ama sesi yok, ses nasıl silinir gider, senin sesini hayal edebiliyorum şimdi, "Nazardan korusun" dediğini, arkadaşlarımın sesini teker teker canlandırıyorum kulağımda, ilkokul öğretmenimin sesini bile duyuyorum, babam hiç gelmiyor kulağıma.

Üzülüyorum şimdi, hatırda kalanlar da silinip gidecek diye, hislerim körelecek diye. Ama olmadı hiç bir zaman, her darbe aldığımda nasırlaşmak yerine daha da hassas oldu yüreğim, daha duyarlı, ses dışında.

19 Ocak yakın, Delal, Sera.. Benim 29 Ekim'de, bir ölüm yıl dönümünde hissettiklerimden farklı hissetmeyecekler. Sırtı dönük titreyen bir baba ile yüzüstü kanlar içinde yerde yatan baba arasında hiç bir fark yok, son çünkü, son gördüğümüz, sonrası toprak..

Hepimiz Hrant'ız.
Ben Sera'yım, babamı çok özledim.
Delal? Kardeşim olur musun?

13 Ocak 2010

çağırmak

Yeni bir şey keşfetmedim, yeni keşfetmedim ama yeni yazıyorum.

Şarkılar ne kadar da hayat aslında, hayattan demiyorum, bildiğin hayat, kendisi. İnsanla birlikte yaşayan, nefes alan, kahkaha atan, ağlayan bir şey bunlar. Canlı baksana, canı acıyor şuan, ağlıyor bir tanesi kulağımın dibinde. Kadın da ağlıyor.

Şarkıların hayat olduğu yeni bir şey değil, ben de yeni keşfetmedim, ama yenice yazdım, ardından ağladım.

9 Ocak 2010

ışık

Sana belli etmeden, senin için yazdım.

-tuhaf
kaçış kelimesi.

Özledim, "şu an" yanımda olamayacağını bile bile.

Yanımda olsan, ne yaparım bilmiyorum, "tuhaf" işte. Gerçeği değil de hayali güzel miti yer bulacak kendine diye korkuyorum. Gel ama gelme diyesim geliyor o zaman da, arada da durma ama ne olur, arafta bekleme.

Tuhaf, kapılmaktan, sağa sola çarpmaktan korkuyorum ama suyun köpüğünde nefes almak istiyorum. Sonra durulur belki, olmaz mı? Birlikte ışığa bakarız sessizce.

-tuhaf
gerçekten bir kaçış kelimesi.

3 Ocak 2010

dedi ki,


dedim ki;
siz bir anayol yapar da gerisini yasak ederseniz,
ya yol yolsuzluk olur
ya da yolsuzluk yol olur.

"yolsuzluğu" seçenlerdenim, buyrun bakalım!